Muğla turizmi ve muğla otelleri

Muğla’nın turistik tarihçesi

Antik Karya bölgesinin en eski yerleşim alanlarından olan Muğla, sırasıyla Kayra, Mısır, Đskit, Asur, Dor, Met, Pers, Makedon, Roma, Bizans
egemenliğinde kalmıştır. 1284 tarihinde Türk egemenliğine girmiş olan Muğla ilinin antik adı çeşitli bulgu ve kaynaklara göre “Mobella, Mobolia, Moğola olarak geçmektedir. M.Ö. 3400 tarihinde bölgeye gelen kavmin başında “Kar” adında bir önder bulunmakta idi. Bu nedenle bölge Karya olarak anılmaya başlanmıştır. Karya kuzeyden Lidya, batıdan Frigya ve güneyden Likya ile çevrilidir. Bu sınırlar kuzeyde Söke, Aydın ve Nazilli’nin üstünden başlamakta, güneyde Dalaman Çayı’nın döküldüğü yerde bitmektedir. Bu sınırlar bölgenin bugünkü sınırlarına çok yakındır. Karya’nın toplu yerleşim merkezleri Muğla ve Milas’tır. Bu çağda Karya bölgesi, Ege Denizi’nden gelen Yunan sömürge
dalgalarına sahne olmuştur.

1260 yıllarından itibaren Menteşe’nin eski sahibi Bizanslılar, Karya ülkesine yeni gelmeye başlayan Đslam-Türk unsurlarla tanışmaya başladılar. Özellikle Denizli-Fethiye arasında uzayan geniş yaylak ve otlaklar, Menteşe Bey’den önce gelip, yöreyi yurt edinen gezgin Türkmen obaları ile doldu taştı. Menteşe Bey 1284 yılında Aydın Güzelhisar’da Taralleis Savaşı olarak bilinen gaza olayı ile Karya topraklarına girdi. Menteşe Bey, Karya’nın içlerine kadar uzandıkça, Bizans nüfusunun önemli bölümünün kıyılara ya da adalara kaçtığını gördü. Karşılaştığı Bizans nüfusunu Türkleştirip Đslamlaştırdıktan sonra, Batı Anadolu’nun en büyük oymak reisi Germiyan Bey’e mektup yazdı. Yeni
fethedilen ve nüfustan büyük ölçüde eksilen Karya topraklarına Germiyan Boylarından cemaat istedi. Bu isteği uygun bulan Germiyan Bey yeni fethedilen Karya topraklarına çok sayıda tirler ve cemaatler göndermeye başladı. Böylece yörenin ilk nüfusu Germiyan Türklerinden oluştu. Karya adı bırakıldı, yöreye “Menteşe” adı verildi. Menteşe Beyliği Osmanlılar tarafından ilk zapt tarihi olan 1290’lara kadar sakin ve müreffeh yaşadı. Kuzey limanı Balat’tan ve güney limanı Gökova’dan Menteşe dışına buğday, safran, susam, bal, balmumu, palamut, zibebe, şap, maroken, deri, halı, köle ve cariye ihraç edildi. Buna karşılık aynı limanlardan Menteşe’ye devrin en önemli ithalat maddelerinden kumaş, sabun, kalay, kurşun ve bunun gibi mallar getirilerek hem Menteşe’nin ihtiyaçları karşılandı hem de daha iç bölgelere giden deve
kervanları ile ticaretin alanı Anadolu’nun diğer illerine taştı. Menteşe diğer Türk beylikleri içerisinde birden gelişen Osmanlı Beyliği karşısında fazla dayanamazdı. Bütün Türk beyliklerini tek çatı altında toplama politikası güden ve giderek cihan imparatorluğuna yönelen Osmanlı Devleti,

Yıldırım Beyazıt zamanında, Menteşe Beyliğini Osmanlı topraklarına kattı. 1424’te, Menteşe’nin Osmanlı sancağı oluşunu izleyen yıllarda,
Muğla’yı Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman ziyaret etti. Rodos adasını almak üzere 16 Haziran 1522 tarihinde Đstanbul’dan 100.000 kişilik ordu ile Menteşe iline hareket eden Kanuni, 23 Temmuz 1522 günü Muğla’ya geldi.

Karabağ’da otağını kurdu. 28 Temmuz 1522’de Rodos’a ulaşan Kanuni, aynı yılın ekim ayında Rodos’u aldı. Dönüş yolunda da aynı güzergâhı takip etti ve 8 Kasım 1522 günü Muğla’ya geldi, o gün mola verip otağını kurdu. O güne kadar alınamayan Bodrum Kalesi’nin fethi için Palas Mustafa Paşa’yı görevlendirdi. Tamamlanan bu fetih ile ilin bugünkü sınırları çizilmiş oldu

Ege Bölgesinin güneyinde yer alan Muğla, Asar (Hisar) dağı eteklerinde ovaya doğru yayılmış, kendine has mimarisi, daracık sokakları ve her biri turizm merkezi ilçeleri ile tam bir turizm cennetidir. Muğla ili 1124 km. uzunluğunda sahil bandı, Dünyaca ünlü körfez ve koyları, yüzölçümünün %67’sini oluşturan ormanlık alanları, Anadolu Medeniyetlerinin mirası zengin kültür varlıkları ile turizm sektöründe Türkiye’nin en gözde illerinin başında gelmektedir. Antalya ve İstanbul bölgelerinden sonra en çok turist ağırlayan ildir. Turizm sektöründeki gelişmişliğin yanı sıra tarım, hayvancılık ve sanayii sektöründe de ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır.

Muğla ili 3620 ve 3731 kuzey enlemleri ile 2714 ve 2915 doğu boylamları arasında yer almaktadır. Anadolu’nun kuzeybatısında bulunan,
Fethiye’den Mandayla Körfezi’ne kadar uzanan kıyıları kapsayan, deniz kıyı uzunluğu, kara uzunluğundan fazla olan bir ildir. Doğusunda Antalya, kuzeydoğusunda Burdur, kuzeyinde Denizli ve Aydın illeri ile komşudur. Güneyinde Akdeniz, batısında da Ege Denizi bulunmaktadır.

İl alanı, Türkiye’nin en engebeli yörelerinden birisidir. Dağ sınırları arasında yayla alanları yer almaktadır. Akarsular tarafından parçalanmış olan bu yaylalar üzerinde karstik şekillere çok rastlanmaktadır. Muğla ilinin kıyıları Türkiye’nin en girintili çıkıntılı kıyılarıdır. Kıyıda çeşitli büyüklüklerde yarımadalar, koylar, körfezler ve adacıklar birbirini izlemektedir. İl sınırları içerisinde büyük bir akarsuya rastlanmamaktadır (Örücü ve Ceylan, 1995: 2).

İlde kıyılara inildikçe, tipik Akdeniz iklimi ile karasal iklimin karıştığı görülmektedir. Bu anlamda ilin karakteristik özelliklerinden birisi de bol yağış almasıdır. Rize ilinden sonra en çok yağış alan il konumundadır. Bundan dolayı gür bitki örtüsü bulunmaktadır. Bodur ağaçlardan oluşan bu bitki örtüsü üzerinde ormanlar yer almaktadır. Ormanlık alan, il yüz ölçümünün yaklaşık %65’ini kaplamaktadır. Çoğu meşe, ardıç ve kızılçamdan oluşan ormanlar 2000 m yüksekliğe kadar çıkmaktadır. Alçak alanlar kültür bitkilerine ayrılmıştır.

Maki bitkileri sınırında, zeytin ve turunçgil bahçeleri önemli yer tutmaktadır. Bitki örtüsü içinde yer alan “günlük” ağacının önemi büyüktür. Muğla dışında Türkiye’nin başka bölgesinde bulunmayan bu ağaçlara, dünyada yalnızca Formoza ve Güney Amerika’da rastlanmaktadır. Sığla ya da ansar ağacı da denilen günlük ağacından, sanayide kullanılan sığla yağı elde edilmektedir.

Köyceğiz, Marmaris, Fethiye ve Milas yörelerinde deniz kıyısına yakın sulak yerlerde, koruluklar halinde bulunmaktadır. Sığla yağı üretiminin yöreye ekonomik yönden büyük katkısı olmaktadır.

Daha öncede ifade edildiği gibi Muğla, 1124 km olan kıyı uzunluğu ile en uzun sahil şeridine sahip olan ildir (deniz kıyısı 840 km, adalar çevresi 213.4 km, göl kıyısı 52.6 km). İl yüzölçümünün yaklaşık %20’si tarım arazisi olup geri kalan alanlar dağlık ve engebeliktir. Genç oluşumlu kırılma ve çöküntülere bağlı sayısız koylar, bükler ve küçük adalar (toplam ada sayısı 61 ve kapsadığı alan 40.41 km2) ile yalıyarlar (falez), yarımadalar, kumsallar ve kıyı okları oluşmuştur. Dağlar, ormanlar, süngerciliğe ve balıkçılığa son derece elverişli
koylar, turistik potansiyeli yüksek ve görülmeye değer tarihsel eserleri olmasına rağmen, kara ve deniz ulaşımı yetersizliğinden sahil ilçeler dışında kırsal karakterde bir il görünümündedir.

Turizmin arz koşulları ile bir destinasyonun doğal varlıkları, sosyokültürel varlıkları, altyapısı ve ulaşım durumu ifade edilmektedir. Doğal ve sosyo-kültürel varlıklar, destinasyonun üstyapısını oluşturan faktörlerdir. Ulaşım durumu ve altyapı ise turizm altyapısı kapsamında değerlendirilmektedir. Hiç kuşkusuz ki, turizm destinasyonları eşit imkân ve kaynaklara sahip değildir. Bazıları, doğal varlıklar açısından diğerlerine göre daha avantajlı bir konumdadır. Çünkü doğal varlıklar diğer üretim faktörlerinden farklı olarak, kendiliklerinden oluşan,
insanların herhangi bir katkısı ve emeği olmadan meydana gelmiş varlıklardır. Dolayısıyla, başka hiçbir destinasyonda bulunması mümkün olamayacak olan doğal varlıklara sahip olmak, turizm rekabet gücü açısından çok büyük bir
avantaj yakalamak demektir.

Bu açıdan bakıldığında, Muğla’nın sadece Türkiye’de değil dünya genelindeki diğer bölgelerle de kıyaslandığında çok önemli bir avantaja sahip olduğu görülmektedir.

Muğla ili kültür ve tabiat varlıkları ile turizm sektörüne arz edilebilir kaynak zenginliği itibariyle yalnız Türkiye’nin değil dünyanın nadir
bölgelerinden birisidir. Bu nedenle ilin ekonomisinin temelini turizm sektörü oluşturmaktadır. Turizm sektörünün yanı sıra tarım (narenciye, seracılık, kesme çiçek, arıcılık, su ürünleri), madencilik (mermer, kömür) ve ulaşım (deniz, kara) sektöründe ilin önemli bir potansiyele sahip olduğu görülmektedir.

İnsanlık tarihinin ilk günlerinden itibaren yüzlerce medeniyete beşiklik yapmış Anadolu’nun Güneybatı Ege bölgesinde, 1100 Km’yi aşan kıyı şeridinde yer alan irili ufaklı yüzlerce koyu, zengin orman varlığı Nisan ayından Ekim ayı sonuna kadar uzanan bol güneşli enfes havası, tertemiz ve pırıl pırıl denizi, insanlık tarihinin geçirdiği her devrin adım başı izlerinin görülebileceği muhteşem tarih ve kültür mirası ile Türk ve

Dünya turizminin en önemli merkezlerinden birisidir. Doğal güzellikleri, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ülke turizminin
lokomotifi konumundaki Muğla, “Mavi Yolculuğu” ile ünlü olmakla birlikte, ülke yat turizminin de merkezi durumundadır. Bu karakteristik özellikleriyle il, yerli ve yabancı turistler nezdinde “Yeryüzü Cenneti” ve “Güzelliklerin Buluştuğu Yer” olarak tanımlanmaktadır. Đklim yapısı ve sahip olduğu turizm varlıkları sayesinde, dünyadaki ve Türkiye’deki birçok bölgenin aksine

Muğla’da on iki ay turizm yapma imkânı mevcuttur. Bu nedenle, turizm faaliyetlerinin planlı bir şekilde gelişmesi ve yürütülmesi için, ilin bazı bölgeleri Bakanlar Kurulu kararıyla “Turizm Alanı, Turizm Merkezi, Özel Çevre Koruma Bölgesi” olarak ilan edilmiştir. Sürdürülebilirlik olgusu, ekonominin bir alt sektörü olan turizm içinde geçerli olmakla birlikte, her sektör için taşıdığından daha fazla bir önem arz etmektedir. Çünkü turizmin var olabilmesi için ‘çevre’nin varlığı şarttır. Turizm, her kaynak gibi dikkatle ve sürdürülebilir bir yaklaşımla yönetilmesi gereken bir alandır

Kara ve deniz ulaşımının yanı sıra, Dalaman ve Milas-Bodrum Havalimanlarıyla turizm ulaşımı kolaylaştırılmıştır. Đl genelinde kültür, kıyı ve
deniz, yat, su altı dalış, termal, yayla, mağara, akarsu, dağ ve doğa yürüyüşü, yamaç paraşütü, jeep safari, binicilik, kış ve kongre olmak üzere on dört ayrı turizm dalıyla hizmet veren çok çeşitli, önemli ve detaylı bir hizmet sunumu ve bunların yapıldığı mekân ve tesisler mevcuttur.

Turizmde ürün çeşitlendirmesi yapabilmek, rekabet gücü elde edebilmek içinde çok önemli bir faktör durumundadır. Ürün çeşitlendirmesi
yaklaşımı ile piyasaya sunulan ürüne rakiplerinde olmayan bir özellik eklenir. Bu yeni özellik diğer ürünlerde olmadığı için, farklılıktan dolayı ek bir kâr marjı elde etmek mümkün olur. Dolayısıyla Muğla ili ürün çeşitliliği açısından da diğer bölgelere göre önemli bir avantaja sahiptir.
Buradan hareketle kısaca Muğla ilindeki doğal varlıkları şu şekilde sıralamak mümkündür :

Muğla’da Doğu ve Batı Menteşe, Đlbir, Yaran, Gölgeli, Balaban ve Boncuk olmak üzere 7 tane dağ; Dalaman, Eşen, Yatağan, Ören,
Bitez, Akçaalan, Karaova, Kızılyaka, Gökova ve Kargın olmak üzere 10 ova; Sarıçay, Dalaman, Eşen ve Dipsiz Çayı olarak 4 vadi; Köyceğiz, Hacat, Denizcik ve Akarcadere olmak üzere de 4 göl bulunmaktadır.

Muğla ilinde Akdeniz iklimi egemendir. İlde yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Ancak denizden itibaren değişen yüksekliklere göre
iklim biraz karasallaşmaktadır. Yılın en sıcak günü 41.2° C, en soğuk günü 12.6° C’dır. Yıllık ortalama sıcaklık 15° C’dır. Yıllık ortalama yağış miktarı 1196.9 mm3 ’dir (Muğla Valiliği Đl Çevre Müdürlüğü, 1998: 28–29). Bölgeikliminin yumuşak olması, turizm mevsiminin de uzamasına neden olarak; hem turistik ürün çeşitliliğinin arttırılmasına sebep olur, hem de dinlenme, eğlenme, gezi
ve sportif amaçlı faaliyetlere katılacak yabancı ve yerli turistlerin yılın hemen hemen her ayında bu bölgeye seyahat etmesine olanak sağlamaktadır.

Ayrıca Bodrum’da Karaada ılıcası ve Bodrum içmesi, Marmaris’te Gölenye içmesi, Milas’ta Sepetçiler, Asın içmesi, Bahçeburun Maden Suyu içmesi, Köyceğiz’de ise Çavuş ılıcası, Sultaniye ve Veli Bey kaplıcası olmak üzere il genelinde 9 adet kaplıca ve içme bulunmaktadır. Tablo 5’de de, Muğla bölgesindeki tarihi ve arkeolojik değerler gösterilmektedir. Bunun yanı sıra Muğla ve ilçelerinde toplam 39 adet kumsal bulunmaktadır. Yine Muğla merkezde Orman, Bodrum’da Betaş, Datça’da Kumluk, Milas’ta Güllük, Ula’da Azmak plajları vardır. Muğla’da
Muğla ve ilçelerden de Bodrum, Fethiye, Marmaris, Milas ve Yatağan’da Açıkhava müzeleri mevcuttur (Soğancı, 1993: 20). Bunlar bölgede güçlü bir çekim etkisi oluşturarak, kültür turizminin gelişmesini sağlamakta ve turizm talebine olumlu bir
katkıda bulunmaktadır.

Deniz suyunun kalitesini ve insan sağlığı açısından önemini belirten Mavi Bayraklı plaj sayısı il genelinde toplam 57 adettir. Ayrıca, Fethiye’de üç, Marmaris’te yedi ve Bodrum’da dört olmak üzere il genelinde toplam on dört adet marina bulunmaktadır. Benzer şekilde Fethiye’de üç ve Marmaris’te bir olmak üzere il genelinde toplam dört adet belediye belgeli marina
bulunmaktadır.

MUĞLA Turizminin Türkiye ekonomisi açısından yeri ve önemi

Ozan BAHAR

Termal oteller

Güzel bir tatil yapmak amacıyla gidebileceğimiz birçok mekan var. Fakat bazı tahıl türlerinin mevsimleri vardır. Yani demek istediğim şu, aralık ayında deniz kenarında gitmek mantıksız olacağı gibi, haziran ayında da bir kayak merkezini ziyaret etmek de oldukça mantıksız bir tatil planı olacaktır. Çok çeşitli tatil planlarının arasında öyle bir tanesi var ki, hem yazın hem de kışın bu tatil yapabilir ve keyifli bir şekilde dinlenebilirsiniz. Bahsettiğim tatil şeklini az çok kafanızda hayal etmişsinizdir. Termal otellere gitmek için hangi mevsimde olduğunuzun herhangi bir önemi yoktur. Çünkü kışın bu otellerin havuzlarında bulunan sular termal su olduğu için sıcak olacaktır. Aynı şekilde yaz aylarında da hava sıcakken bu termal havuzlara girip, dilediğiniz gibi yüzebilirsiniz. Erken rezervasyon yaptırarak termal otellerin kampanyalarından faydalanabilir ve daha uygun fiyatlı rezervasyon yaptırabilirsiniz. Siz de şimdiden termal otel için yerinizi ayırtın ve uygun fiyatlı tatilin tadını çıkarın. Bildiğiniz gibi termal sular insan sağlığı için de oldukça faydalı. Bu yüzden de size şifa getirmesi açısından bu otelleri tercih edebilirsiniz.

FETHİYE GİRMELER KAPLICASI

Fethiye’ye 35 km. mesafede, Saklıkent yolu üzerinde, Girmeler (Gebeler) Köyüne 100 m. mesafede bulunan Girmeler Kaplıcası, Girmeler Mağarası içinde bulunmaktadır. Üç ayrı kaynağın sıcaklığı 36 C civarındadır. Kaynaklar mağara içinde bulunmaktadır. Kaynaklardan birinden dışarıya alınan su, Köy tüzel kişiliğine ait arazide yapılan kapalı havuza aktarılmıştır. Diğer kaynaklar, mağara içerisinde oluşturduklarıhavuzlardan sonra labirentler içerisinde kaybolmaktadır. Kaplıcanın bulunduğu mağaraların önünde 50 odalı konaklama tesisleri mevcuttur.

girmeler-kaplicalari

Ören-Keramos

Gökova Akyaka köyünden 48 km lik toprak yoldan körfezin kuzey kıyısına geçerek, Ören’e ulaşılır. Ören, Keramos kentinin örenini barındırır. Hellenestik dönemde Rodos egemenliği altında bulunan kentin arkasında yer alan Meşekayası dağları üstünde sur duvarları bulunur. Surların alt kesimleri çokgen taş dizilerinden oluşurken, üst kesimleri ise düzenli çizgi tekniği göze çarpmaktadır. Kayalık bir terasta yer alan ve halk dilinde Bakıcak diye bilinen yerde, kentin iki önemli tapınağı bulunmaktadır. Bunların uzunluğu yaklaşık 25 metreye ulaşmaktadır. Güney ve batıda biçimini korumuş olan bu teras duvarlarının doğusu yıkılmıştır. Kasaba içinde bulunan Akyapı, Roma dönemine ilişkin büyük bir yapı kompleksidir. Ören’de son yıllarda yamaç paraşütçülüğü gelişmiştir. Gökova sahillerinin muhteşem güzelliği üstünde bu harika aktiviteyi sizde deneyebilirsiniz.

51878366